''bir kış gecesi eğer bir yolcu; malbork kasabasının dışında, sarp yamaçtan sarkarken, rüzgârdan ve baş dönmesinden korkmadan gölgenin yoğunlaştığı aşağıya bakarak birbirine bağlanan çizgilerin ağında, birbiriyle kesişen çizgiler ağında ay ışığıyla aydınlanan yapraklardan halının üstünde, boş bir mezarın çevresinde ''oracıkta sonunu bekleyen öykü hangisi?'' diye, öyküyü dinleme sabırsızlığı içinde sorarsa.''
yazmayı keşfettiği gün, öldüğü gündü aslında. bunu o zaman anlamış olabilmeyi o kadar çok isterdi ki… öldüğünü anladığı güne kadar yaşadıklarının ne anlama geldiğini düşünüyordu öldüğünü anladığı günden beri. bir anlama geliyor muydu ki hem zaten? yaşamın anlamı ölümden mi kaynaklanıyordu yoksa sadece? bunları düşünmek çok saçma geldi sonra, zaten ölmüştü. yazmayı öğrenerek, aslında intihar etmişti.