Install this theme
-3-

hayatın nereye gittiği belirsizdi. öğrendiği tek şey buydu, uzun veya kısa olduğu gayet göreceli olan hayatı boyunca ve iddialı cümleleri bu yüzden sevmezdi. ama cümleleri severdi, ağızdan çıkana dek.

hayat belki kurulan hayallerden ibaretti diye düşündü hemen sonra. hayal kurmaksa çok iddialı bir eylemdi. insan kurduğu hayallerden sorumlu olabilir miydi? yaptıklarından ve yazdıklarından(ki yazmak yapmak’a götüren en birinci eylemdi onun için) sorumlu oluyorsa neden bundan da olmasındı. hayal ettiklerinin notunu düşmeliydi öyleyse. yazmalıydı. böyle yaparak yaşamış sayılır mıydı?

-2-

yazmayı keşfettiği gün, öldüğü gündü aslında. bunu o zaman anlamış olabilmeyi o kadar çok isterdi ki… öldüğünü anladığı güne kadar yaşadıklarının ne anlama geldiğini düşünüyordu öldüğünü anladığı günden beri. bir anlama geliyor muydu ki hem zaten? yaşamın anlamı ölümden mi kaynaklanıyordu yoksa sadece? bunları düşünmek çok saçma geldi sonra, zaten ölmüştü. yazmayı öğrenerek, aslında intihar etmişti.

-1-

okumayı öğrendiği gün yeniden doğduğunu hissetmişti sanki. hatta, daha önceki doğma tecrübesini deneyimleyemediği için varlığının farkına ilk kez okumayı öğrendiğinde varmıştı. çok net hatırlıyordu. sadece ona öyle geliyordu tabi, varlığının herkes farkındaydı aslında. ama o bunun farkında değildi. hem zaten önemli de değildi onun için farkında olunmak. başkalarının onun ne olduğunu bilmesi gereksizdi. sadece o kendini farketmeliydi. işte bu elzemdi.